Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!

Blue Is the Warmest Color Filminin Bilgileri

Mavi En Sıcak Renktir
Mavi En Sıcak Renktir izle (2013), 15 yaşındaki Adèle'in (Adèle Exarchopoulos) emin olduğu iki şey vardır; o bir kızdır ve kızlar erkeklerle çıkar. Bir gün büyük meydanda Emma'nın (Léa Seydoux) mavi saçlarını farkediverir ve işte o an hayatının değişeceğini anlar. Kendi ergenlik sorularıyla yapayalnız, bakışlarını kendine ve başkalarının bakışlarını kendine çevirir. Emma'yla yaşadığı aşkı bir kadın olarak, bir yetişkin olarak yaşamaktadır. Fakat Adèle ne kendisiyle ne ailesiyle ne de bu absürt dünyayla barış yapmayı becerememektedir.

IMDb 7.7
Süre 180 dakika
İzlenme 2.238 izlenme
Yıl - Ülke , ,
Mavi En Sıcak Renktir Filmini Sevenlere Öneriler
Yorum Alanı 1
Yorum Kuralları
  • - Düzgün Türkçe ile yazılmamış yorumlar onaylanmayacaktır.
  • - Küfür ve hakaret içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
  • - Yorum Spoiler içeriyor ise, Spoiler butonu kullanılmalıdır.
  • - Tek kelimelik yorumlar yazmayınız. Açıklayıcı olunuz.
  • - E-mail adresiniz gizli tutulur. Kimseyle paylaşılmaz.
  1. avatar
      zorro 31 Mayıs 2021 02:23:52

    bu filmin adını bile anmak istemediğim köpek yönetmeni bu filmde kullanılan iki kızın toplamda 7 dakikalık sevişme sahneleri için tam 10 saat sette sevişme yaptırmış bu esnada da kızlara fiziksel temasta bulunmuş dokunmuştur. Bu yaptığı şey oyuncular üzerinde büyük bir travmaya sebep olmuştur. Oyunculardan mavi gözlü ressam lezbiyen rolündeki Lea Seydoux filmden sonra düzenlenen basın toplantısında patlamış ve göz yaşlarına boğulmuştur. Tunus asıllı Fransız meymenetsiz yönetmeni açık bakın internetten yüzünde meymenet olmayan yılışık herifin, domuz suratlının biridir. İnsana benzer yanı yoktur. Film çekiyorum olayı ardında oyunculara yaşattığı bu büyük travma sebebiyle eleştirilince derdim sanat falan gibi klişe laflar etmiştir. Bu kadar sahtekar ikiyüzlü bir denyodur kendisi. Bu film ise Cannes’da altın palmiye almıştır. Orada ödül alan ilk lgbt filmdir okuduğum kadarıyla. Adamın filminden bu cinsellik konusunda artık ektrem noktalara vardığı salya ve sümük fetişisti olduğu zaten gün gibi ortada.
    Bu fransızların uçkurlarından başka derdi yok gibidir filmlerine baktığınızda. On filmin dokuzu uçkur meselesidir. Bunların bütün derdi budur adeta. Tamam önemsizdir demiyorum ama cinsel özgürlük teması ardında yaptıkları şey de tartışmalıdır. Bir mahallede fransız bir kız varsa muhtemelen o mahellenin tamamına yakın oğlanı o kızın üstünden geçmiştir. Bunlar paraya pula değil canının istediğine verir diye amiyane ifade edilir fransız kızları bilirsiniz, duymuşsunuzdur. Tamam da herkese veriyorlar herkesi canları çekiyor o zaman. Filmde de görüyorsunuz, kızların hoş çocuk dediği çocuğu görmüşsünüzdür, ufacık bit gibi sinsi gözleri yamuk ağzı, pis tüysü sakalı ile bildiğin kertenkele yani. Tövbe estağfurullah. Kız buluşuyor ikinci buluşmada tamam zaten öylesine. Aşk yok arada bir şey yok duygu yok ama hemen yatıyor altına. Kültür böyle, bütün kız arkadaşlarının kafasında sadece bu var nasıldı olayı. Yani ilk buluşmada ki buluşmak bunlar için anlaşılan o ki yatmak anlamına geliyor, İlki ikincisi yok yani hemen bildiğin. onlar için bir problem söz konusu değil. Kız hem sevdiği kızla hem sevmediği başka bir kertenkele ile beraber oluyor, yalan söylüyor, sümük salya. Sonra bir daha buluşuyorlar bilmem kaç yıl sonra yine kız sümük salya ve sümüğünü içtiği beyaz şarapla beraber afiyetle götürüyor. Yönetmen bu işte iyi tanıyın. Ödül aldım diye köpek gibi Cannes’da sırıtırken o pis tipinden ve bu zihniyetinden kafasından yapısından sapıklığından ve üstüne üstlük sanatın ardına sığınan iki yüzlülüğünden dolayı tiksinirsiniz bu inan müsveddesinden yani. Filmde bir başarı varsa oyunculuğun başarısıdır. Oyuncuların ruhunu okuyorsunuz adeta oynarken. Ne demiştik bu fransızlar tarihte bir tek doğru dürüst savaş kazanmamışlardır. Evlerinde oturan yaşlı ve kadınlardan oluşan milyon Cezayirliyi katletmiş soykırımın en pisini yapmışlardır. Öyle iki yüzlüdürler ki bir de insaniyet, demokrasi dersi falan vermektedirler bugün. Tamam biz ders verilecek durumdayız şu an ama bu dersi verecek olan sizler değilsiniz. Bu savaş kazanmamış Fransa ikinci dünya savaşında hiç kılıç sallamadan direk parisi Almanlara teslim etmişlerdir. Adamların işi gücü domuzlar gibi hep belden aşağı. Fransız filmi ise bilin ki 10 filmin biri aşk meşk, çoklu ilişkiler falandır. Bir film işte bu. Bir diğeri mesela geçenlerde seyretmiştim bir kadın beraber olduğu yatıp kalktığı evli adam karısı ve çocuğuyla tatile gider onunla orada buluşup sevişebilmek için onların peşinden o da oralara gezmeye tesadüfen gitmiş gibi gider. Çayırda çimende ayaküstü eşeklerin arasında eşekler gibi sevişirler falan. Karısı durumu fark eder kadına der ki beni bırakıp sana gelmez der. Kocasına bir şey demek. Adamlar için bu işler o kadar normal ve olur şeyler ki nasıl bir mideye sahipler anlamanın imkanı yok. Ve bu kadın orada gece önüne çıkan adamla da yatar falan. Bir gece orda tanışır yatar ertesi gün ayrılırlar falan. Yani bunların normali bu. Bir filmde geçiyordu. Bir Amerikalı Fransız bir kızla tanışır aşık olurl evlenmeye karar verir ve onunla bir ara Fransaya uğrarlar bakar ki mahallede her karşılaştığı erkekle hemen sarılıyor öpüşüyor çok samimi falan. Adam soruyor nedir bu onunla çıkmıştık eskiden bununla çıkmıştık eskiden şununda da bir ara çıkmıştık falan herkesin altından geçmiş kadın ve bunda bir sakınca görmüyor çünkü bu cinsel özgürlük. Amerikalının nevri dönüyor midesi kalkıyor manzarayı görünce tabi. Yani medeni dünya saydığınız Amerikalı biri bile bir fransıza tahammül gücünü kendinde bulamıyor. Çünkü mümkün değil. Bunlar için sinema sanatı demek hep önüne gelenle, günübirlik sevişmek herkeslerle ilk buluşmalarda takılmak hemen öpüşerek işe koyulmaktır falan. Herkese… O yüzden bu tarz mevzular insanı gerçekten tiksindiriyor bazen. Cinsel özgürlük duygu olmaksızın önüne gelenle yatmak değil. İnsan duygu sahibidir Duygusal olarak birine bağlanır bu bağlanmanın bu sevginin aşkın en üst noktası sevişmektir, en sonu. Duygusuz yapılan sex ne zaman cinsel özgürlük oldu. İnsani değil bi defa. İnsan özgürlüğünden bahsediyorsak bir şeyin önce insani olması gerekir. Bu filmde bile kız diğer kızı çok seviyor ama gidiyor başka adamla da yatıyor kaç kere. Onunla öpüşerek ayrılıyor ötekinin yanına çıkıyor falan. Ya bu değil yani değil mi. Cidden böyle bir şey olabilir mi. Şahsen tiksinti duyuyorum, iğreniyorum bunlardan. Yani söylediğim şey hoş durmuyor biliyorum ama bu fransızların tek dertleri belden aşağısıdır. Önüne gelene, uçana kaçana, kuşa sineğe… Öğğğkkkk…